Kesişen Yollar

Hani birşey sürekli elinin altında olunca kıymetini bilmezsin, sana davetiye gelmesi de öyle kıymeti bilinmeyenlerden bence. Elinin altında olunca diyorsun aman kim gidecek, hele uzak bir yerdeyse eve nasıl döneceğim telaşı sarıyor bünyeyi gereksiz.

Ben böyle gayet boş boş nette takılırken sevgili arkadaşım özge msnden yazdı: “galaya davetiyem var, yarın işin var mı?” düşündüm bir an uzun zamandır benim bir işim yoktu zaten 🙂 Dedim tabi olur. Dedi emin misin yoksa başkasına sorucam. Dedim tamam kızım giderim atraksiyon olur banada. Bana da yakın bir mekandaymış niye gitmeyeyim? Filmin fragmanını izledim hemen biraz fazla psikolojik konusu olan bir film gibi geldi. Önyargılı olmamak lazımmış.

Neyse efendim twitterdan arkadaşım Uğur’u aldım metro durağından koyulduk yola. Tam trafiğin sıkışık olduğu zamana denk geldiğimizden 1 saate yakın yolda kaldık. Neyse ben artık o kadar zamandır yolda olmanın heyecanından mıdır nedir bir hışımla dalmak istedim G-mall’a. Bir de ne göreyim geçmem gereken yere araba park etmiş, bir de bir adam arkası dönük bana yolu tıkamış resmen. Ben pardon geçebilir miyim dedim gayet nazikçe, yerinden bile kıpırdamadı resmen. Bende hafiften omuz atarak geçtim, arkadan Uğur geldi. Bana diyor ki “Cem Yılmaz’a omuz attın farkında mısın?” Ben anında ?!?!?! dedim nasıl? Bakmaya da çekiniyorum arkama. Şimdi diyorsunuz ne diyor bu kız, filmi anlatmayacak mıydı bu yazıda? Haklısınız ama Cem Yılmaz’ın benim hayatımda yeri büyük. 2011’de tekrar gösterilerine başlıyormuş hatta, çocuğum olcağını öğrensem bu kadar sevinemezdim o derece 😀 Daha önceleri de Cem Yılmaz’ın yakınında bulunmuşluğum vardı, ilk kez görmüyordum ama tam o anda onun meşhur bir esprisi vardır: “…….. naber?” şeklinde. Onu yapabilmek isterdim.

Sigara içenlerin arasından geçerek içeri geçtik, hemen bir içki almalıydık 🙂 Ben herkes dışarıda sanarken meğer içerisi daha da kalabalıkmış. Kameralar, kalabalık, ünlüler.. Aldık elimize şarabımızı çevreyi incelemeye başladık. Bir yerde dikilmek de zor, herkes kapmış yerlerini biz ortada durmaya çalışıyoruz, herkes yanımızdan geçiyor. Friendfeed’den birkaç kişiyle karşılaştım ayaküstü muhabbet ettik. Sonra bir çağrıyla salonlara dağıldık, şansımıza en arkada oturabildik, ben filmi en arkadan izlemezsem izlemiş gibi olmuyorum hiç.

Filme gelirsek, -sonunda dediğini duyar gibiyim- öncelikle müzikleriyle etkiledi beni. Müzik delisi biri olarak, bayıldım. Zaten ödül almış müzikleriyle. Filmin konusu basit aslında. Her gün metroda, otobüste yolda yürürken karşılaştığımız insanların birinin yaşadıklarından bir kesit. Güven Kıraç kesinlikle karakterin hakkını veriyor. Şiddet de var, alkol problemi de, sağlık sorunu yaşayan da, parasız olan da…  Fazla da bilgi vermek istemiyorum, film bu cuma 01 ekimde gösterime girecek.

Eğer hayatınızın içinden çıkılmaz bir hal aldığını düşünüyorsanız izleyip halinize şükretmekte fayda var. Ben öyle yaptım.

No Comments

Post A Comment