Sokakta şarkı söyleyen büyülü ses!

Caz ile kafiyeli üç harften oluşan isme sahip bu şirin kızı, Her boku bilen adamın blogunda yazdığı yazı sayesinde keşfetmiştim, klişedir ama o zamanlar gerçekten bu kadar patlama yaşanmamıştı kimse Facebook duvarında çılgın gibi “Je Veux” videosu paylaşmıyordu.

Pozitif ailesinin yeni bir üyesi olarak görevli kartı masama konulduğunda direk aklıma Zaz konseri geldi. Bu kart sayesinde konseri izleyebilecektim, herkesin deli gibi bilet almak istediği konsere!

Benim gözümdeki sanatçı kavramı: rahat, bildiğini okuyan, eğlenceli, sadece sahneye çıkıp şarkı söylemek amacında olmayan aynı zamanda seyirciyle iletişim halinde olan biridir. Zaz bu tanımların hepsine uydu. Konserdeki tek sorun benim Fransızca bilmediğimden dediği hiçbirşeyi anlamamamdı. Daha önce hiç başıma gelmediğinden, garipsedim bu durumu. İngilizce evrensel bir dil olduğundan herkesin az da olsa bildiğini düşünürsünüz değil mi? Gelin görün ki Zaz bilmiyormuş. Klasik her yabancı sanatçının yaptığı gibi türkçe birşeyler söylemeye çalıştı ve çok sevimliydi o sırada.

Dans ma rue şarkısında, tüm izleyenlerden gözlerini kapamalarını istedi, ilk başta-ben dahil- kimse kapatmadı gözünü, yanına tercüme yapması için birini çağırdı, bir anne çocuğunun kolundan çekiştirerek sahneye Zaz’ın yanına getirdi, kızın yüzündeki ifade görmeye değerdi doğrusu. Neden Türk anneleri bu kadar ısrarcı olurlar, bilmem. Zaz, önce herkesin kendisini 6. yaşında hayal etmelerini istedi, sonra arnavut kaldırımlı bir sokakta olduklarını, köşede ekmek fırını olduğunu gözlerinde canlandırmalarını istedi.

 

İkinci güzel sahne şovu, bir şarkılarından sonra tüm orkestra elemanlarının birkaç saniye oldukları gibi sabit durmalarıydı. Herkes tabii ki ja veux şarkısını bekliyordu, çok yavaş girdikleri bir şarkıyı ja veux’a dönüştürmeleri herkesin hoşuna gitti. Ve Zaz artık daha fazla sahnede kalmaya dayanamadı ve kendini seyircilerin arasına attı. İşin ilginç yanı insanlarda canlanmak için o anı bekliyor gibiydiler, sanki daha önceden böyle olacağı onlara söylenmişti. Bir konserde seyirciyi harekete geçirebilmek (şarkıya eşlik etmesini sağlamak, herhangi bir hareket yaptırmasını sağlamak, monologdan diyaloga çevirebilmek benim çok hoşuma giden anlardan. U2 konseri öncesinde sahne alan Snow Patrol, kendileri için çalışan tüm kişilerle (ışık, ses, sahne sistemlerini kuranlar) sahnede yere yatıp şarkı söylemişlerdi. Bu tarz görüntüler akıldan hiç çıkmıyor.

Zaz renkli çorapları, iki teki de farklı renkte ayakkabıları, enerjisi ile benim yüzümde bir gülümseme ile salondan ayrılmama neden oldu. Kaçırdınız diye üzülebilirsiniz, ama umarız ki yine ülkemize gelir 🙂

No Comments

Post A Comment