Tek Olmaya Aday Festival!

Şu an bu satırları yazarken ki yorgunluğumun sebebi, cumartesi günü dalgalara karşı yüzmek, ayaklarımı kuma gömmek, denizin üstünden güneşin batışını seyretmek, kah dj set eşliğinde kah canlı performanslarla kendimden geçmek, uzun zamandır görüşemediğim arkadaşlarla ayaküstü muhabbet etmek, yeni festivalsever kişilerle tanışmak, ve daha nicelerinin toplamı.

Tüm bunları nerede mi yaptım? 30 Haziranda Kilyos-Solar plajında gerçekleşen Mono festivalinde. Sahneye çıkanlar, performans gösteren DJ’lere resmi websitesinden göz atabilirsiniz. Ben size kendi deneyimlediklerimi aktaracağım. Öncelikle Darüşşafaka metro istasyonunda kalkan servise binerek Kilyos’a doğru hareket ettik. Ancak bilmediğimiz birşey vardı o da servis şöforünün yolu bilememesiydi. 🙂 Biraz kaybolarak da olsa yolumuzu bulduk. Hemen üstümüzü değiştirip, kendimizi sulara attık. Dalgalardan yüzmek biraz zor olsa da, yılın ilk deniz mevsimini açmış olduk. Plaj ideal bir kalabalıktaydı, şezlong bulunabiliyor, nefes alınıyordu.

Plajın yedide kapanacağı uyarısından sonra plaj modundan festival moduna geçiş yaptık. Yemek sıraları biraz uzun olsa da, çok da dayanılmayacak gibi değildi. Yanınızda etraf hakkında dedikodu yapabileceğiniz bir arkadaş olduktan sonra pek problem olmuyordu. Güneşin denizin üstünden batışını seyrederken arkadaşımla “Ibiza” yorumu yaptık. Hiç gitmesek de, İstanbul içinde olduğumuzu bir an için unutup sanki yurtdışına çıkmışız izlenimi verdi bize Mono. Radyobabylon’un Silent Disco yani kulaklıklarla iki farklı DJ’in çaldığı kanaldan seçim yapabildiğiniz, gürültü kirliliğine karşı bir buluş olan Sessiz Disko’yu dinledik. Güzel bir deneyimdi. Dileğim tüm festivallerde kullanılması. Buradan sonraki durağımız Beach Bums sahnesinde performans sergileyen Club Bangkok’tu. Kendine has bir dinleyici kitlesi olan Bangkokcular cidden canınız dans etmek istemese bile sizi gaza getiriyor.

Daha sonra Oh Land’in sahne alacağı ana sahneye koşturduk. Danimarkalı bu güzel hatun, açılışı benimde en sevdiğim parçalardan biri olan “Perfection” ile yaptı. Daha sonra ilk albümünden parçalarla devam eden Oh Land, herkesin beklediği Wolf&I ile büyük alkış topladı. Sadece Türk seyircisine özel bir durum mu bilemiyorum ama artık şu sanatçının tek şarkısını bilme durumundan vazgeçsek diyorum, biraz araştırıp ilk albümünde neler yapmış, diğer şarkılarını merak etmelerinizi diliyorum. Önümde duran bir kız aynen şu cümleyi kurdu:”Aman Wolf&I’ı söylese artık” Demek istediğim her sanatçının tek bir güzel şarkısı yoktur, biraz araştırmacı olalım 🙂

Çıkmadan önce de Dinamo Hexagon sahnesine uğradık. Dans edecek halimiz kalmadığından, değişik dans figürleri yapanları izlemekle yetindik. Umarım Mono festivali uzun soluklu olur ve her yıl güneşe ve müziğe doyacağımız bir gün olarak takvimlerde yer alır.

Bu festivali deneyimlememi sağladığı için Spectrum Medya’ya teşekkürler!

Mono Festival Twitter’dan takip etmek için.

 

No Comments

Post A Comment