“Dünyanın En Güzel Ritmi,Onun Senin için Çarpan Kalbidir.”

Başlık için Bob Marley’in sözlerinden bir tanesi uygundu elbette. İlk Marley şarkısını ne zaman duydum tam hatırlamasam da, Kevin MacDonald’ın sanatçının hakkında bir film çektiğini duyduğum anda bu rasta saçlı, reggae müziğinin yaratıcısı olan muhteşem adamın hayatını öğrenmek için kendi kendime bu filme gitmeliyim dedim.

Youtube’dan fragmanı izlediğimde, Türkiye’de herhangi bir salonda gösterime girip girmeyeceğini düşünürken, Filmekimi programında yer alacağı aklımından ucundan geçmiyordu doğrusu. Teşekkürler İKSV!

Asıl adı Nesta Robert Marley olan Marley, Saint Ann Parish, Jamaika’da Nine Mile adında bir köyde 6 Şubat 1945’te dünyaya geldi. Soyadını hiç tanımadığı babasından alan Marley, hayatı boyunca babasının ten renginin beyaz, annesinin siyah olmasından dolayı kendisini dışlanmış olarak hissetmiş. Benim görüşüme göre, içindeki sevgi boşluğunu kendini müziğe vererek doldurmaya çalışmış. Belki de babasını tanıyarak büyüseydi, tüm dünya tarafından bilinen bir sanatçı olamayacaktı, kim bilir.

Müziğinde yaşadıklarından, çevresinde olan bitenlerden, politikadan etkinlendiği şarkı sözlerine bakarak gözlemlemek mümkün. Melez olmasından dolayı kendini hiçbir yere ait hissetmemesi, Rastafari akımı ile tanışmasıyla son buluyor.  Saçlarını uzatmaya başlayan Marley böylece tüm dünya tarafından bilinen görünümüne kavuşmuş oluyor. Gelecekte karısı olacak Rita ile, arkadaşlarının yardımıyla tanışıyor. O dönemde parkta şarkı söyleyen Rita, dışarıdan çapkın gözükse de Marley’nin utangaç olduğunu belirtiyor.

Karısı Rita’ya sizinle evliyken birçok kadınla birlikte olduğunu biliyor muydunuz diye sorulduğunda aralarında özel bir bağ olduğunu, kulise bayan hayranlarının onu görmeye geldiklerinde, kendini arayıp kulisi boşaltmasını istediğini dile getiriyor. Filmin sonlarına doğru öğreniyoruz ki Marley’in yedi ayrı kadından toplam on bir çocuğu bulunuyor. Filmde sadece ikisine yer verilmiş, kızı Cedella Marley, plaja ailecek gittiklerinde, koşarak yarıştıklarını, hiçbir zaman onların çocuk olduğunu farketmeden, gayet hızlı bir şekilde koştuğunu, hiçbir zaman ona yetişemediklerini dile getiriyor. Arkadaşlarının, onlara kalmak için geldiklerinde ailelerine başka yerde kaldıklarını söylediklerini, çünkü anne-babaların Marley’leri sadece ot içen,sadece müzikle uğraşan, sorumsuz, hiçbir şey yapmayan kişiler olarak gördüklerini öğreniyoruz.

Birçok turneye çıkan Marley ve grubu, siyahi dinleyicilerine ulaşamadığını düşünerek 05 Aralık 1976 yılında “Smile Jamaica” adında Jamaika’da  ücretsiz bir konser vermeye karar veriyorlar. Bu dönemde siyasi çatışmalar yaşanan ülkede, iki farklı görüşe sahip taraflardan da arkadaşları olan Marley, ne kadar politik görüşüne dair bir ipucu vermese de, konserden iki gece önce tüm ekibiyle birlikte silahlı saldırıya uğruyorlar. Şans eseri küçük yarayla atlatılan saldırının ardından konserinin yapılıp yapılmayacağı tartışılırken Marley, konseri iptal etmiyor. Sahneye ilk çıktığı anda yaralarını göstererek, kimsenin onu müziğinden alıkoyamayacağı mesajını veriyor. Neden konsere çıkmaktan vazgeçmediği sorulduğunda ise şöyle cevap veriyor: “Bu dünyayı kötü hale getirmeye çalışanlar hiç ara vermeden çalışırlarken ben nasıl ara verebilirim?”

36 gibi genç bir yaşta kanser nedeniyle aramızdan ayrılan Marley, sözleri, dünya görüşü ile müzik tarihinin önemli simgelerinden. Bu muhteşem adamın hayatını anlatan filmi mutlaka izleyin, pişman olmayacaksınız.

Imdb sayfası 

 

 

No Comments

Post A Comment